1 Temmuz 2013 Pazartesi
Renkleri
1- Esleme ile: Renk ogretimine de esleme yaparak baslanir. Bunun icin kendi yapacagimiz esleme kartlarini kullanacagiz. Otistik cocuklar genelleme yapmakta zorlanir. Mesela, elma kartini elma diye ogrendiyse, bir de kirmizi diye ogretmeye kalkarsaniz bunda zorlanacaktir. Bu yuzden beyaz kartondan kucuk kartlar yapip, uzerlerini her renkten ikiser tane olmak uzere gelisi guzel boyayin. Bunlar sizin renk kartlariniz olacaktir.
Renk eslemede prosedur, sekil ogretimiyle aynidir. Daima ana renklerden baslayin. Kirmizi, mavi, sari, yesil, beyaz, siyah, kahverengi, turuncu, mor ideal sira olabilir. Bir rengi ogrenmeden diger renge gecmeyin, ve baslangicta pekistirec kullanin.
2- Sifat olarak renkler: Esleme Kartlari ile: Bunu icin degisik esleme kartlari kullanacagiz. Mesela kirmizi bir elma ve sari bir elmayi gosteren kartlari masaya koyun. Cocuga diger kirmizi elma kartini verin. "Kirmizi elma. Kirmizi. Aynisina koy" komutunu verin, ve sirasiyla diger renklere, baska nesne kartlarini da kullanarak gecebilirsiniz.
3- Sifat olarak renkler: Canli nesneler ile: En son asama renkleri tanima. Masaya iki tane farkli renkte "birbirinin benzeri" canli nesne koyun (Mesela birbirinin tamamen ayni olan bir kirmizi ve bir sari araba). Elinizi cocuga dogru kocaman acarak "Araba. Kirmizi arabayi ver" komutunu verin. Cocuk bunu basardiginda diger renklere gecin. Onemli bir nokta, kesinlikle benzer nesneler secin. Eger masaya kirmizi bir top ve sari bir kalem koyarsaniz baslangic itibariyla cocuk bunda zorlanacaktir.
4- Renkleri Adlandirma: Bunun icin herhangi bir nesneyi masaya koyun. "Elma. Elma ne renk?" komutunu vererek cocugun rengi isimlendirmesini bekleyin.
20 Mayıs 2013 Pazartesi
Şekilleri
1- Esleme ile: Sekil ogretimine esleme yaparak baslanir. Bunun icin esleme kartlarini kullanabilirsiniz. Veya bulamazsaniz kendi esleme kartlarinizi yapabilirsiniz. Kartondan kucuk parcalar kesip, uzerlerine ikiser tane olmak uzere daire, ucgen, kare, dikdortgen cizin, ve iclerini tek bir renge boyayin.
Sekil eslemede prosedur, yukardaki islemle aynidir. Sekil ogretimine daima daire ile baslayin. Masaya daire ve ucgen kartlarini koyun. Diger daire kartini cocuga verip "Bak daire. Daire. Aynisina koy" komutunu verin. Sonra ayni islemi ucgen icin de tekrarlayin. Daha sonra kare ve dikdortgene gecebilirsiniz. Baslangicta her uygulamada pekistirec kullanmayi ihmal etmeyin.
2- Sekilleri Tanima: Masaya daire ve ucgeni koyun. Tahta puzzlelardan veya plastik legolardan faydalanabilirsiniz. Elinizi cocugun gorecegi sekilde kocaman acarak "Daire. Daireyi ver" komutunu verin. Bir sekli tamamen ogrenmeden digerlerine gecmeyin.
3- Sekilleri Adlandirma: Tahta puzzleinizdan oncelikle daireyi masaya koyun. "Bu ne?" komutunu verin. Bunu basarinca, sirasiyla ucgen, kare, ve dokdortgene gecebilirsiniz. Baslangicta "Bu hangi sekil" gibi karmasik bir komut vermekten kacinin.
27 Nisan 2013 Cumartesi
Bebeklerde İletişim Eksikliği Otizm Olabilir
Kerimoğlu, yaptığı açıklamada, otizmin, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir gelişim bozukluğu olduğunu ve genellikle yaşamın ilk 2 yılında ortaya çıktığını söyledi. 1990 yılında faaliyete geçen Otistik Çocuklar Tanı Tedavi Araştırma ve Uygulama Merkezi ilk açıldığında yılda sadece 5-6 otistik çocuk gördüklerini anlatan Kerimoğlu, o dönemde merkeze getirilen çocukların yaşlarının 4 ya da 5 olduğunu söyledi. 3 yaşında bir çocuğun merkeze getirilmesi durumunda ''erken başvuru'' diye çok sevindiklerini ifade eden Kerimoğlu, şu anda merkezde izlenen çocukların sayısının 2 bini geçtiğini söyledi.
''Şu anda ilk başvuru yaşı, 1'in altına indi'' diyen Kerimoğlu, otizmin belirtilerini şöyle anlattı:
''0-3 yaş arasındaki bebeklerde ilişki-iletişim bozuklukları olabiliyor. Aileler, bebeklerini iyi gözlemlemeliler. Aileler, bebekleri, adı söylendiğinde bakmıyorsa, göz teması kurmuyorsa, eliyle bir şeyi göstermiyorsa, gösterilene bakmıyorsa, 'agu' sesleri çıkarmıyorsa, taklit yapmıyorsa, az ilişki kuruyorsa, daha çok kendi iç dünyasındaymış izlenimi veriyorsa, mutlaka bir uzmana başvurmalıdırlar. Bunlar bir bebekte 1 yaşından önce de ayırt edilebilir. Ailenin de şüphelenip, 'bunda bir tuhaflık mı var?' diye, bebeği doktora götürmesi gerekir. Ancak aileler, o dönemlerde bu belirtilerin üzerinde çok fazla durmuyor. Ailelerin, belirtileri 'çok sağlıklı bir bebek, bir şeyi yok, zaten babası da geç konuşmuştu' diyerek geçiştirmemesi gerek.''
OTİZM DEĞİL, İLETİŞİM BOZUKLUĞU OLABİLİR
Otistik belirtileri olmasına rağmen 3 yaşından önce otizm tanısı koymaktan kaçındıklarını anlatan Kerimoğlu, bunun nedenini şöyle anlattı:
''Bu gruptaki bebeklerin, otizm yelpazesi içindeki bir başka bozuklukları da olabilir. Bebeklerde iletişim-etkileşim bozuklukları söz konusu olabilir. Uyaran eksikliğine bağlı bir takım bozukluklar da olabilir. Çok fazla ilgilenilmeyen bebekler olabilir ya da çok fazla televizyon karşısında oturtulan bebekler olabilir. Kapalı bir çocuk, erken müdahale ile bir süre sonra daha açılıp, iletişim kurar hale gelebilir.''
Kerimoğlu, otizmin direkt tedavisi ve ilaç tedavisi olmadığını söyledi ve ''En iyi tedavi yöntemi eğitsel tedaviler. Eğitim yolu ile çocuğa ulaşılmaya, kavramlar öğretilmeye, dil gelişimi ve iletişim alanında beceriler kazandırılmaya çalışılıyor. Otistik çocuklar iletişim kurmayan çocuklar olduğu için bu eğitim özel eğitim merkezlerinde, eğitimli kişiler tarafından yapılıyor'' dedi.
TELEVİZYONA DİKKAT
Çok fazla televizyon karşısında oturtulan bebeklerin canlı bir nesne ile değil, cansız bir nesne ile iletişime girdiğine dikkati çeken Kerimoğlu, bebeklerin televizyondan alacağı hiç bir etkileşimin olmadığını kaydetti. Kerimoğlu, ''Zaten iletişimi az bir bebekse, televizyon büsbütün bebeğin içine kapanmasına destek oluyor. Bunu özellikle bakıcıların çok kullandığını duyuyoruz. İşini görürken açıyor televizyonu, oturtuyor bebeği karşısına. Zaten etrafla ilişkisi olmayan bebeğin ilişkisini tamamen kesiyor'' diye konuştu.
HİÇ GELİŞMEYEN YA DA KÖTÜYE GİDEN ÇOCUK HEMEN HEMEN HİÇ YOK
Otizmin çok emek isteyen bir bozukluk olduğunu anlatan Kerimoğlu, otistik çocukların attıkları en ufak adımların bile çok önemli olduğunu kaydetti. Otistik çocuklardan bazılarının çok iyi gelişme gösterdiğini söyleyen Kerimoğlu, otizm tedavisinde erken tanının ne kadar önemli olduğunu şöyle anlattı:
''Hiç gelişmeyen ya da kötüye giden çocuk, hemen hemen hiç yok. Otistik çocuklar tedavi ile mutlaka kendi çapında çok küçük de olsa adımlar atıyorlar. Diyelim ki bazı çocuklar daha az bazıları daha çok adım atıyor. Bazıları hiç konuşamıyor olsa da iletişim kurmayı öğrenebiliyorlar. Bazılarında konuşma gelişiyor ve örgün eğitimde kaynaştırma eğitimine katılabiliyorlar. Çok ender de olsa, binde bir de olsa yüksek eğitim alabilen, üniversite sınavlarına girebilen çocuklarımız var.
Merkeze başvuran iki bini aşkın çocuğun yarıdan fazlası kaynaştırma eğitimine katılmış. Çocukların 50'ye yakını orta öğretime devam ederken, 5 otistik genç de yüksek öğretim görüyor. Eğer otistik olmasalardı, bu çocuklar zekalarıyla çok iyi yerlere gelebilecek kapasitede olan çocuklar. Kendilerine sağlanan imkanlar ve doğru tedavi ile üniversite eğitimi alabiliyorlar.
Bir kısmı kapasitesi doğrultusunda çok yararlanıyor. Bazıları ilköğretimi tamamlayabilirken bazıları ise ancak özel eğitime devam edebiliyor. Bu tedavileri almasalardı bu çocukların bu noktada olması mümkün değildi. Erken tanı hayat kurtarıyor. Bu çocukların hepsine eğitim şansının verilmesi gerekir. Bu şansı bazı çocuklar daha iyi değerlendirebiliyor.''
7 Ocak 2013 Pazartesi
Erken Mudahale Ozel Egitim: Giris
Erken Mudahale/Ozel Egitim: Giris
Tanılama amacıyla sağlık kurumlarına başvuran ve otizm özellikleri gösteren çocukların sayısında son yıllarda ciddi bir artış olmasına rağmen, otizmin kesin ve belirleyici bir tedavisi malesef henüz mevcut değildir. Otizm müdahalesinde şu ana kadar belirlenmiş en etkili yaklaşım eğitsel ve pedagojik yöntemlerdir ve özellikle yurt dışında otizm tedavisinde bu yöntemler öncelikli sıradadır.
Eğitsel ve pedagojik yöntemlerin önemi özellikle 0-3 ve daha genel anlamda 0-6 yaş döneminde kendini göstermektedir. Bu yaş dönemlerinde beyin gelişiminin büyük bir hızla devam ediyor olması ve eğitsel açıdan çocuğun en alıcı dönemlerinin hayatın ilk yıllarını kapsaması, “erken müdahale” kavramının önemini gündeme getirmiş; geliştirilen farklı tarama testleri ve uzmanların konuya ağırlıklı olarak dikkat etmesi sonucunda, otizmde erken teşhis, daha doğrusu “ön teşhis” gelismis ulkelerde (bkz. ABD, Ingiltere, Almanya, Isvicre, Norvec, Israil, Japonya, Cin vs.) şu anda bir yaşına kadar düşürülebilmiştir.
Erken teshisten bir sonraki asama erken mudahaledir. Erken müdahalenin etkinliği üzerine yapılan araştırmalar, bu konunun önemini bütün çarpıcılığıyla ortaya koymaktadır. Öncelikle, erken müdahalede öğrenilen beceriler genellikle hayatın sonuna kadar devam etmektedir. Ayrıca, şu ana kadar yapılan farklı çalışmalar, 0-3 ve ağırlıklı olarak 0-6 yaş döneminde erken müdahale programına katılan otizm tanısı almış çocukların yüzde 80’inin normal okullarda normal çocuklarla beraber eğitimlerine devam ettiğini; bu yüzde 80 içinde kalan grubun yüzde 50’sinin ileride kaynaştırma programından koparak normal eğitim sürecine tamamıyla katılabildiklerini; ve erken müdahale gören otistik çocukların ancak yüzde 20’sinin engelli çocuklar için düzenlenmiş özel eğitim programı ağırlıklı okullara gittiğini göstermektedir. Hatta, su an bilimsel literatur, yogun olarak erken mudahale almis bazi cocuklarin tamamiyle iyilesebildiklerini one surmeye basladi (kaynakcaya ihtiyac duyan bana email atabilir). Araştırmaların da ortaya koyduğu üzere erken müdahale büyük bir öneme sahip olmasına rağmen, maalesef henüz ülkemizde bu kavram yeteri kadar bilinmemektedir.
Peki nedir erken mudahale?
Otizm tanısı kesinleştikten sonra, erken müdahale programının ikinci ayağı olan psiko-eğitsel terapi süreci başlar. Verilen eğitim haftada 25 ile 40 saat arasında olmak zorundadir. Evet yalnis duymadiniz, erken mudahalede en etkin sonuc, haftada "en az 25 saatlik bireysel egitim" sonucunda saglanabiliyor ve bu 25 saatin de en az 20 saatinin Uygulamali Davranis Analizi-Lovaas Metodu/Bireysel Terapi Egitimi (Applied Behavior Analysis-Lovaas Method/Discrete Trials Teaching) olmasi gerekmektedir (Bu tamamen bilimsel calismalar sonucunda ortaya konmus oldugu gibi, ilgilenenlere bana email atmalari sonucunda kaynakca ve detayli bilgi gonderebilirim). Bireysel terapi egitimi disinda, her çocuğa göre değişmekle birlikte, konuşma ve dil terapisi, uğraşı terapisi, fizyoterapi, duyusal bütünleme terapisi, Floor Time, PECS gibi müdahale yöntemleri uygulanmalidir.
Gelelim Turkiye'ye:
Turkiye'de otistik cocuklara egitim veren kurumlarin basinda rehabilitasyon merkezleri gelmektedir. Bunun disinda bazi ozel merkezler ve vakif kuruluslari yer alir. Rehabilitasyon merkezlerindeki egitim, SSK ve emekli sandigi gibi kurumlar tarfindan karsilanip, sigortasi olan aileler bu hizmetlerden ucretsiz yararlanma hakkina sahiptir. Ancak, bu kurumlarin vermis olduklari bireysel egitim haftada 3-4 saatla sinirli kalmakta, ve malesef cogu merkezin 3 yasi alti cocuklarina hizmet verme ruhsati bulunmamaktadir (bu her kurum icin gecerli degil). Yine bir diger onemli nokta, bu kurumlarda verilen egitimin niteligidir. Butun dunyada ideal olarak uygulanan egitimin adi Uygulamali Davranis Analizi-Lovaas Metodu/Bireysel Terapi Egitimi (Applied Behavior Analysis-Lovaas Method/Discrete Trials Teaching) dir. Rehabilitasyon merkezlerinde uygulanan bireysel egitim, Uygulamali Davranis Analizi yontemine "cok yakin" olup, sadece bazi ciddi altyapi eksiklikleri tasimaktadir. Bana gore bunun baslica sebebi, Uygulamali Davranis Analizi-Lovaas Metodu hakkinda Turkiye'de yeterince bilginin olmamasi, olan bilgi sureclerinin de topluma kapali olmasidir (Yanlis anlasilmasin, merkezlerde canla basla calisan ve bir kismi da candan arkadasim olan egitimcileri tamamen tenzih ederim). Saat meselesine gelince, yukarda belirttigim uzere, Uygulamali Davranis Analizi-Lovaas Metodunun etkinligini gostermesi icin haftada "25 ile 40 saat" arasi uygulanmasi gerekmektedir. Bu rakam, ilk basta ailelerin gozunu urkutebilir. Ama iyi bir rehabilitasyon merkezine gidiyorsaniz, ve iyi bir egitimciniz varsa, egitimcinizin de sizi yonlendirmesi dogrultusunda geri kalan 20-25 saatlik acigi, kendiniz, evinizde, cocugunuza egitim vermekle giderebilirsiniz. Bunun bazi anneler icin yildirici olabilmesi akla gelebilir, ama ozellikle 0-6 yas doneminde ozel egitimin ehemmiyetini goz onunde bulundurursaniz size motivasyon anlaminda yardimci olacaktir.
Turkiye' de rehabilitasyon merkezlerinde uygulanan bireysel egitimin alt yapisinin nispeten zayif olmasinin en onemli sebeplerinden birisi, bu egitimin standardizasyonunun saglanmamis olmasi ve ise yeni giren farkli uzmanlik alanlarindaki egitimcilere yeterli supervizyonun saglanmamasidir. Yurt disinda uygulandigi haliyle, Uygulamali Davranis Analizi, ciddi, standard bir programa sahip olup, artik akademik cevrelerde mastir ve doktora egitimi seklinde de ogretilmektedir. Ayrica, ise yeni baslayan, ve ozel egitimi cok iyi bilmeyen yeni elemanlara butun kurumlar supervizyon (daha tecrubeli egitimcilerin saglamis oldugu pratik egitim) hizmeti vermektedir. Su an ulkemizde de oldukca iyi egitim veren rehabilitasyon merkezleri bulunmaktadir. Asil sorun ise, degisik merkezler arasinda standard bir programin uygulanmamasidir. Bu da dogal olarak merkezler arasinda bireysel farkliliklari on plana cikarmaktadir.
Benim ailelere nacizane tavsiyem, cocugunuza teshis konulduktan sonra, iyi bir rehabilitasyon merkezi bulun (veya maddi imkanlariniz musaitse ozel bir uzmana veya merkeze de gidebilirsiniz. Cocugunuza teshis koyan doktora danisirsaniz size yardimci olabilir). Bagli oldugunuz ilcenin Rehberlik Arastirma Merkezi'ne basvurarak gidebileceginiz rehabilitasyon merkezlerinin listesini alin. Sonra bir kac merkeze gorusmeye gidin. Herhangi bir merkeze basvurma zorunlulugunuz bulunmamaktadir. Tercih hakkiniz olup, istediginiz merkeze basvurmakta ozgursunuz. Gorustugunuz merkezlerden, cocugunuz icin en iyisi oldugunu dusundugunuz merkeze baslayin. Cocugunuz icin en iyi merkezin hangisi oldugunu size gosterecek en onemli kriter "annelik icgudunuzdur" (babalar alinmasin lutfen!). Bunun disinda, merkezden egitim programlari hakkinda bilgi alabilirsiniz. Bu programin icerigi ile ilgili bilgileri, pratik tavsiyeleri de dahil ettigim yazilarimda sizlere aktaracagim.
Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız
Mutluluk Duyarız